Türkiye ekonomisi için kritik göstergelerden biri olan kamu kesimi borç stoku, 2023 yılında önemli bir artış kaydederek dikkat çekti. Kamu kesimi borçları; merkezi yönetim, mahalli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) ve sosyal güvenlik kurumlarının toplam yükümlülüklerini ifade etmektedir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, kamu kesimi borç stoku 2022 yılı sonunda 6,6 trilyon TL iken, 2023 yılı sonunda 10,1 trilyon TL’ye yükseldi. Bu, bir yıllık dönemde 3,5 trilyon TL’lik bir artışa ve yaklaşık yüzde 53’lük bir yükselişe işaret ediyor. Bu hızlı artış, kamu maliyesinin dinamikleri hakkında önemli ipuçları sunuyor.
İçindekiler,
2023 Sonu Kamu Borç Stoku Detayları
2023 yıl sonu itibarıyla kamu kesimi borç stokunun ana bileşenleri şu şekilde oluştu:
- Merkezi Yönetim Borçları: Kamu kesimi borç stokunun büyük çoğunluğunu oluşturan merkezi yönetim borçları, 8,4 trilyon TL olarak kaydedildi. Bu tutarın 3,8 trilyon TL’si iç borçlardan, 4,6 trilyon TL’si ise dış borçlardan kaynaklanmaktadır.
- Mahalli İdareler Borçları: Belediyeler ve il özel idarelerini kapsayan mahalli idarelerin borçları, 111 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Bu borcun 107 milyar TL’si iç borç, 4 milyar TL’si ise dış borçtur.
- Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Borçları: Kamu kurum ve kuruluşlarının borçları, 694 milyar TL olarak belirlendi. KİT’lerin borçlarının neredeyse tamamı (692 milyar TL) iç borçlardan oluşurken, dış borç payı 2 milyar TL ile sınırlı kaldı.
- Sosyal Güvenlik Kurumları (SGK) Borçları: SGK’nın borç stoku 900 milyar TL’ye ulaştı. Bu borcun tamamı iç borç niteliğindedir ve büyük ölçüde merkezi yönetime olan borçlarını yansıtmaktadır.
Borç-Gayrisafi Yurt İçi Hasıla Oranı ve Uluslararası Karşılaştırma
2023 yılı için Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından tahmin edilen 26,2 trilyon TL’lik Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) rakamı kullanıldığında, Türkiye’nin kamu kesimi borç stokunun GSYH’ye oranı yüzde 38,5 olarak hesaplanmaktadır (10,1 trilyon TL / 26,2 trilyon TL). Bu oran, Avrupa Birliği’nin Maastricht Kriterleri’nde belirtilen yüzde 60’lık sınırın oldukça altında yer almaktadır.
Uluslararası bir perspektiften bakıldığında, Türkiye’nin bu oranı birçok AB ülkesine göre oldukça düşüktür. Örneğin, 2023 yılı itibarıyla GSYH’ye oranla kamu borçluluğu; Fransa’da yüzde 112, Almanya’da yüzde 64, İtalya’da yüzde 140, İspanya’da yüzde 108, Yunanistan’da yüzde 161 ve Belçika’da yüzde 106 seviyelerindedir. Bu durum ilk bakışta Türkiye için olumlu bir tablo çiziyor gibi görünse de, detaylı bir analiz farklı dinamiklere işaret etmektedir.
Enflasyonun Borç Yükü Üzerindeki Etkisi
Türkiye’deki düşük borç-GSYH oranının arkasında yatan önemli faktörlerden biri yüksek enflasyondur. Yüksek enflasyonist ortamlar, özellikle iç borçların nominal değerini düşürerek ve GSYH’nin nominal büyümesini hızlandırarak borç/GSYH oranının düşük görünmesine katkıda bulunur. Kısaca, yüksek enflasyon “enflasyon vergisi” yoluyla borcun reel değerini eritme işlevi görür.
Ancak bu durum, enflasyonun düşüş eğilimine girmesiyle birlikte değişebilir. Enflasyon kontrol altına alınıp düşmeye başladığında, GSYH’nin nominal büyümesi yavaşlayacak ve borcun reel değeri daha belirgin hale gelecektir. Bu senaryoda, nominal borç stokunda belirgin bir değişiklik olmasa dahi, borç/GSYH oranında artışlar yaşanabilir.
Sonuç ve Değerlendirme
2023 yılında kamu kesimi borç stokundaki yüzde 53’lük artış ve 1,4 trilyon TL’yi aşan bütçe açığı, borçlanmanın ne denli yoğun olduğunu gözler önüne sermektedir. Türkiye’nin borç/GSYH oranının uluslararası standartlara göre düşük olması sevindirici olsa da, bu durumun büyük ölçüde yüksek enflasyonun etkisiyle oluştuğu unutulmamalıdır. Gelecekte enflasyonun düşürülmesi hedefi doğrultusunda, kamu maliyesindeki disiplinin sürdürülmesi ve bütçe açıklarının kontrol altında tutulması, borç stokunun sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşımaktadır.
