İran’ın “direniş ekonomisi”, başta ABD olmak üzere uluslararası yaptırımların ağır baskısı altında, petrol dışı ihracatı çeşitlendirerek, uluslararası ticarette alternatif ödeme mekanizmaları geliştirerek ve yasa dışı petrol satış yöntemlerini kullanarak ayakta kalmaktadır. Özellikle Çin gibi kilit ortaklarla yoğunlaşan ticari ilişkiler ve lokal para birimleriyle takas gibi uygulamalar, bu stratejinin temelini oluşturuyor.
Bu dirençli yapı, ülkenin yaklaşık 100 milyar dolarlık döviz rezervi, nispeten düşük dış borç oranı ve merkezi bir planlama ile kaynakların mobilize edilmesiyle destekleniyor. Ancak bu direnişin faturası, vatandaşlar için resmi rakamlara göre %40‘ları, gayri resmi olarak %70-80‘leri bulan yüksek enflasyon ve azalan alım gücü şeklinde ödeniyor.
İçindekiler,
Direniş Ekonomisinin Temel Taşları
Petrol İhracatında Gizli Yollar
İran ekonomisinin can damarı olan petrol ihracatı, yaptırımlar nedeniyle büyük darbe almıştır. Eski dönemlerde günlük 2.5 milyon varil seviyesinde olan ihracat, yaptırımların en şiddetli olduğu dönemlerde 200 bin varile kadar düşmüştü. Ancak uygulanan “direniş ekonomisi” stratejileri sayesinde, bu rakam günümüzde günlük 1.4 ila 1.5 milyon varil seviyelerine yeniden ulaşmıştır. Bu artışın ardında, karmaşık ve gizli yöntemler yatmaktadır:
- “Karanlık Filo”: İran, yaptırımları aşmak için yaşlı ve bakımsız gemilerden oluşan büyük bir filo kullanmaktadır. Bu gemiler, uluslararası takip sistemlerini kapatarak veya yanlış bilgi vererek petrol taşımacılığı yapmaktadır.
- Gemi-Gemi Transferleri: Açık denizde, bir tankerdeki petrolün başka bir tankere aktarılmasıyla menşe ülkesi gizlenmektedir.
- Sahte Belgeleme: Petrolün menşei hakkında sahte belgeler düzenlenerek uluslararası denetimler atlatılmaktadır.
İran petrolünün başlıca alıcısı Çin olup, toplam ihracatın yaklaşık %90‘ını oluşturmaktadır. Suriye ve Venezuela gibi ülkeler de diğer önemli alıcılar arasında yer almaktadır.
Petrol Dışı İhracatın Yükselişi
Yaptırımlara karşı ekonomiyi çeşitlendirme çabaları, petrol dışı ihracatın önemini artırmıştır. Son İran takvim yılında (Mart 2023 – Mart 2024 arası), ülkenin petrol dışı ihracatı 53 milyar dolar gibi önemli bir seviyeye ulaşmıştır. Bu kalemler arasında petrokimya ürünleri, çelik, tarım ürünleri ve geleneksel el sanatları, özellikle halılar öne çıkmaktadır.
Petrol dışı ürünlerin başlıca alıcıları arasında Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Türkiye, Hindistan, Afganistan ve Pakistan bulunmaktadır. Bu ülkelerle yapılan ticarette, yaptırımların etkisini azaltmak amacıyla yerel para birimleri kullanılarak veya takas yöntemleriyle ödemeler yapılmaktadır.
Ticaret Ortakları ve Alternatif Ödeme Yöntemleri
İran, geleneksel uluslararası bankacılık sisteminden dışlandığı için alternatif ticaret ve ödeme mekanizmaları geliştirmek zorunda kalmıştır. Bu bağlamda:
- Yerel Para Birimleri: Ticaret ortaklarıyla ABD doları veya Euro yerine, ilgili ülkelerin yerel para birimleriyle ödeme yapılması yaygınlaşmıştır.
- Takas Anlaşmaları: Mal ve hizmetlerin doğrudan takası, yani “mal karşılığı mal” prensibi, özellikle komşu ülkelerle yapılan ticarette önemli bir yer tutmaktadır.
- Offshore Hesaplar ve Aracı Kurumlar: Karmaşık bir aracı kurum ve offshore hesap ağı kullanılarak finansal işlemler gerçekleştirilmektedir.
İç Dinamikler ve Vatandaş Üzerindeki Etkisi
Enflasyon ve Alım Gücü Sorunu
Direniş ekonomisi, dış baskılara karşı bir savunma mekanizması olsa da, iç piyasada ciddi sorunlara yol açmaktadır. Ülkede resmi enflasyon rakamları %40 civarında seyrederken, halkın hissettiği enflasyonun %70-80‘leri bulduğu tahmin edilmektedir. Bu yüksek enflasyon, özellikle temel gıda ve tüketim maddelerinde fiyatların hızla artmasına, dolayısıyla vatandaşların alım gücünün önemli ölçüde düşmesine neden olmaktadır. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar da bu durumu daha da kötüleştirmektedir.
Devletin Bütçe ve Finansman Stratejileri
İran devleti, yaptırımlar ve düşen gelirler nedeniyle bütçe açıklarını kapatmak için çeşitli yöntemlere başvurmaktadır. Merkezi planlama ile kaynakların mobilize edildiği bir sistem olsa da, bütçe açığının %30 ila %50 arasında seyrettiği belirtilmektedir. Bu açık, büyük ölçüde tahvil satışları, merkez bankasından doğrudan borçlanma ve para basımı yoluyla finanse edilmektedir. Bu politikalar ise ülkedeki enflasyonist baskıları daha da artırmaktadır.
İran’ın dış borç oranının GSYİH’ye kıyasla nispeten düşük olması, ülkeye bir miktar finansal esneklik sağlasa da, iç borçlanma ve para basımının uzun vadeli ekonomik istikrara yönelik riskleri bulunmaktadır.
İran’ın ‘Direniş ekonomisi’ nasıl ayakta duruyor?
İran’ın ‘Direniş ekonomisi’, uluslararası yaptırımlara rağmen petrol ihracatını karmaşık ve gizli yollarla sürdürerek, petrol dışı ihracatı çeşitlendirerek (özellikle petrokimya ve çelik gibi ürünlerle), Çin ve komşu ülkelerle yerel para birimleri veya takas yoluyla ticaret yaparak ve yaklaşık 100 milyar dolarlık döviz rezerviyle finansal esneklik sağlayarak ayakta durmaktadır. Bu stratejinin bedeli ise yüksek enflasyon ve azalan vatandaş alım gücü olarak kendini göstermektedir.