Antik Yunan filozofu Sokrates’in “Kendini bil” ve “Ruhuna özen göster” öğretileri, modern çağın hızla değişen dünyasında gençlerin karşılaştığı ruh sağlığı sorunlarına ışık tutuyor. Günümüz gençliği, bir yandan başarı ve mutluluk baskısı altında ezilirken, diğer yandan dijital dünyanın getirdiği sanal gerçeklik ve pandemi döneminin yarattığı belirsizliklerle derin bir anlamsızlık ve boşluk hissiyle mücadele ediyor. Uzmanlar, gençlerin ruh sağlığının giderek kötüleştiğine dikkat çekerek, kişisel ve toplumsal düzeyde acil önlemler alınması gerektiğinin altını çiziyor.
Bugünün gençleri, “Sanki bir boşlukta asılı kalmış gibiyim,” “Hayatın bir anlamı yokmuş gibi hissediyorum,” gibi ifadelerle içsel sıkıntılarını dile getiriyor. Bu durum, yalnızca kişisel bir karamsarlık değil, aynı zamanda yaygınlaşan bir ruhsal sağlık krizi olarak kendini gösteriyor. Kaygı bozuklukları, depresyon ve yalnızlık hissi, genç nüfus arasında endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.
İçindekiler,
Gençlerin Ruhunda Derin Bir Boşluk Hissi
Modern çağın gençleri, kendilerine dayatılan “sürekli mutlu ol” ve “her alanda başarılı ol” baskısıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Sosyal medyanın dayattığı mükemmeliyetçi hayatlar ve filtreli gerçeklikler, gençlerin kendi yaşamlarını sorgulamalarına ve yetersiz hissetmelerine neden oluyor. Bu durum, dışarıdan güçlü ve mutlu görünme zorunluluğunu beraberinde getirirken, içsel kırılganlıklarını gizlemelerine yol açıyor.
- Sanal Gerçeklik ve Dış Odaklanma: Sosyal medya platformlarında yaşananlar, gençlerin kendilerini sürekli başkalarıyla kıyaslamasına ve dışsal onay arayışına itmesine neden oluyor. Bu durum, kendi iç dünyalarından kopmalarına ve “içsel boşluk” hissini tetiklemesine zemin hazırlıyor.
- Başarı Baskısı: Akademik, kariyer ve sosyal hayatta mükemmel olma beklentisi, gençlerin üzerinde büyük bir yük oluşturuyor. Başarısızlık korkusu, kaygı ve tükenmişlik sendromunu tetikleyebiliyor.
Pandeminin ve Dijital Çağın Etkisi
COVID-19 pandemisi, dünya genelinde gençlerin ruh sağlığını derinden etkileyen önemli bir kırılma noktası oldu. Sosyal izolasyon, eğitim ve kariyer belirsizlikleri, gelecek kaygısı gibi faktörler, gençlerin ruhsal durumlarını olumsuz yönde etkiledi.
- Pandemi Dönemi: Kapanmalar, sosyal kısıtlamalar ve rutinlerin bozulması, birçok gençte öğrenilmiş çaresizlik hissine yol açtı. “Ne yaparsam yapayım değişmez,” inancı, umutsuzluğu körükledi.
- Dijital Bağımlılık ve FOMO: Pandemiyle birlikte dijital platformlara bağımlılık arttı. Sürekli çevrimiçi olma zorunluluğu ve FOMO (Fear of Missing Out) olarak bilinen “bir şeyleri kaçırma korkusu,” gençlerin zihinsel yorgunluğunu artırdı ve gerçek hayattaki bağlarını zayıflattı.
Öğrenilmiş Çaresizlikten Öğrenilmiş İyimserliğe
Psikoloji, öğrenilmiş çaresizlik kavramının yanı sıra, bireylerin zorluklar karşısında pozitif bir bakış açısı geliştirebileceği öğrenilmiş iyimserlik kavramına da işaret ediyor. Bu durum, gençlerin mevcut ruhsal sıkıntılarından kurtulmaları için bir umut kapısı aralıyor. Öğrenilmiş iyimserlik, olaylara farklı açılardan bakmayı, sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı ve içsel gücü keşfetmeyi içerir.
Bu geçişin sağlanabilmesi için hem bireysel çabalar hem de toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi hayati önem taşıyor.
Modern Zamanlarda Ruh Sağlığına Yatırım
Sokrates’in öğretisini modern dünyaya uyarlayarak, gençlerin ruhlarına özen göstermeleri ve kendilerini tanımaları için atılabilecek adımlar mevcut:
- Farkındalık ve Öz Bakım: Yeterli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve doğada vakit geçirmek, ruhsal dengeyi korumanın temelidir. Gençler, beden ve zihin sağlıklarına yatırım yapmayı öğrenmelidir.
- Profesyonel Destek: Ruhsal sıkıntıların bir zayıflık değil, insan olmanın bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Psikolog veya psikiyatristten destek almak, gençlerin sorunlarıyla başa çıkma becerilerini geliştirmelerine ve içsel boşluk hissini doldurmalarına yardımcı olabilir. Terapi, bir danışmanlık süreci olup, bireyin kendini keşfetmesini ve anlamlandırmasını sağlar.
- Gerçek Bağlar Kurmak: Dijital dünyanın ötesinde, aile, arkadaşlar ve toplulukla güçlü, anlamlı ilişkiler kurmak, aidiyet duygusunu pekiştirir ve yalnızlık hissini azaltır.
- Değerleri Keşfetmek: Kendi değerlerini ve hayattaki amaçlarını belirlemek, gençlerin kendileri için anlamlı bir yol çizmelerine ve boşluk hissini aşmalarına yardımcı olur.
Toplum olarak ebeveynler, eğitimciler ve tüm bireyler, gençlerin ruh sağlığına daha fazla özen göstermeli, destekleyici ortamlar yaratmalı ve ruhsal yardım arayışını normalleştirmelidir. Sokrates’in “Kendini bil” çağrısı, modern zamanlarda gençlerin kaybolmuşluk hissini aşarak, kendi iç güçlerini keşfetmeleri ve anlam dolu bir yaşam inşa etmeleri için hala geçerliliğini korumaktadır.


